Hikayemiz

2015 yılının baharı bitkiler dünyasıyla yakından temasa başladığımız bir yıl oldu.

Nisan ayında Erdek Kapıdağ Yarımadası’nda bir rüzgar enerji santralinde kuş uzmanı (ornitolog) olarak işe başladım. İşim göçmen kuşları izlemek ve rüzgar türbinlerinin kuşların göçüne, herhangi bir etkileri olup olmadığını tespit edip raporlamaktı. Sabah 8 akşam 18 orman kenarında çayırlık bir tepede duruyordum. Kuşlardan haber alamadığım anlar gözüm hemen bitkilere takılırdı. Onların gelişimlerini gün be gün seyreder, yanlarına sokulup ayrıntılarını inceler, koklar, çoğu zaman da tatlarına bakardım. Eş zamanlı olarak, Ceren de ODTÜ ormanında, bozkırında fazlaca vakit geçirmeye başlamıştı. ODTÜ’nün Kır Çiçekleri kitabını alıp arkadaşlarıyla birlikte bitki keşif gezilerine çıkıyor, bol bol fotoğraf çekiyordu. ODTÜ florasının zenginliğini fark ettikçe daha da heyecanlanıyor, meraklanıyor, bitkilerle temasını giderek artırıyordu.

2014 yılında yoğun okumalar ve beyin fırtınalarıyla kurguladığımız Kuzeydoğu Anadolu’da ve Küçük Kafkaslar’da etnobotanik (bitki-insan ilişkisi) çalışma hayalimiz içimizde kalmıştı. Maddi imkansızlıktan dolayı ertelemek zorunda kalmıştık bu hayalimizi. Ama şimdi Erdek Kapıdağ Yarımadası’nda yavaş yavaş yeniden yeşeriyordu bu hayalimiz. Uzaktayken birbirimizle bitki fotoğrafları paylaşıyor, birlikte olduğumuz zamanlar ise Erdek’te köy köy gezip halkın bitki bilgeliğinden ilham alıyor, ODTÜ bozkırında gezip keşif yapıyorduk. Yine de bir şeyler eksikti. Bizi harekete geçirecek, somut bir şeyler ortaya koymamıza vesile olacak bir şey…

ODTÜ bozkırında bitki keşif gezisi
ODTÜ’de ilk bitki toplayıcılığı

 

 

 

 

 

 

Şifalı Bitkiler Okulu 13-14 Haziran 2015 Küçükkuyu

 

 

 

 

 

 

 

İlk üretim – Sarı kantaron yağı

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu alandaki diğer ilham kaynaklarımız ise Kır Çocuklarından Ceyhan ve Nihal Temürcü çifti ve Özgen Saatçileri’n bilgi ve tecrübelerini anlattıkları web siteleri oldu kircocuklari.wordpress.com 
Bu bilgilerin üzerine onlarca kitap, uluslararası makale ve doğal cilt bakım ürünleri ile ilgili web sitesinde okuduğumuz bilgi ve tecrübeler de eklenince bitkisel yağ, krem, merhem ve sabun denemelerimiz aldı başını yürüdü tabiri yerindeyse… Ürünlerimizi önce kendimiz denedik, sonra ailemize akrabamıza arkadaşlarımıza hediye ettik ve geri bildirimler aldık. Ürünlerden (bazılarının zeytinyağı kokuları, kıvamları, renkleri hariç) şu ana kadar şikayet eden olmadı; aksine cilt kuruluğu, yara, yanık, kanama, sivilce, mantar, hatta egzema gibi hastalıklarda bile iyileştirici etkileri olduğunu duymak bizleri çok sevindirdi, yüreklendirdi.

5 Ekim 2015’de arkadaşlarımız Mehmet Çağlıyangil ve Ceren Süngüç‘ün evlilik törenleri için İzmir’deki arkadaşlarımız Feyzan Tuzkaya ve Furkan Devran‘ın evlerinde ürünlerimizle ilgili konuşuyorduk. Ürünlerimizi nasıl tanıtacağımızı, ihtiyacı olanlara nasıl ulaşabileceğimizi, nasıl satıp biraz para kazanabileceğimizi düşünüyorduk. Birden Furkan: ” Hadi bir web sayfası kuralım” dedi. Cerenle ben: “İyi de daha bir ismimiz bile yok, biraz daha bekleyelim önümüzdeki aylarda kurarız belki” dedik. Furkan önerisinde üsteleyince biz de heyecana geldik ve başladı bir beyin fırtınası… Nasıl bir ismimiz olmalıydı? Bize ne yakışırdı?  diye sorulara cevaplar gelmeye başladı hep bir ağızdan. O an Ceren’in yanında taşıdığı bir kitap ilişti gözüme. Stephen Harrod Buhner‘in “Yeryüzü İle Konuşma Sanatı -Kutsal Bitkilerle Şifacı Olmak” kitabı. Bu kitabı birkaç yıl önce okumuştum ve çok etkilenmiştim. Kitabı elime aldım ve başladım sayfalarını karıştırmaya. Evet ismi bulduk, uzlaştık: “Şifa Heybesi“! Bitkilerimizi heybelerle toplayacak ve ürünlerimizi bu heybelerle gönderecektik. Küçük bohçalarımız, daha da küçük keselerimiz olacaktı, hepsi el emeği göz nuru kumaş, keçe, yün, keçi kılı olacaktı 🙂 Hemen bir blog sayfası kurdu sevgili Furkan. Bizlerle ilgili kısa biyografiler yazdı hemen. 21 mart 2016 da sevgili kardeşim İlker Oruç sayesinde de güzel bir web sayfası hazırladık. sifaheybesi.com

21-22 Kasım 2015’te İstanbul’daydık. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi‘nin o büyüleyici ve kentin kuşatmasına direnen atmosferinde, tam 1 yıldır tanışmayı beklediğimiz sevgili hocamız Dr. Füsun Ertuğ‘un Etnobotanik Atölyesi‘ne katıldık. Füsun hoca 2014 güzünde hayalini kurduğumuz Kuzeydoğu Anadolu ve Küçük Kafkaslar etnobotanik projemize koşulsuz destek veren, geri bildirimleriyle bizi cesaretlendiren umut veren kişi olmuştu.  Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibiydik burada da. Etnobotanik Atölyesi bu alandaki bilgilerimizi zihnimizde derleyip toparlamamıza ve işin teorik kısmını özümsememize büyük katkılar sağladı, yeni bir enerji verdi bizlere, kanımızı tazeledi. Hayata geçiremediğimiz bu proje için yeni bir umut oldu. Ayrıca Şifa Heybesi Uygulamalı Şifalı Ürünler Eğitiminin ilkini Füsun hocanın davetiyle İznik’te Sepet Müzesi’nde gerçekleştirdik, sonra 2016 kışı ve baharı farklı illerde gerçekleştirdiğimiz eğitimler kendimizi geliştirmemize vesile oldu. Geçmiş Etkinliklerimiz

Şifa Heybesi İlk eğitim deneyimimiz – 8 ocak 2016 İznik Sepet Müzesi –

2016 şubat ayında kuzenim Utkan Bugay ve sevgili Gizem Demirel ile kurguladığımız Geleneksel Bitki Bilgeliği Kapıdağ Yarımadası belgeseli etnobotanik araştırma tekniklerimizi geliştirmemize, Şifa Heybesi’nin canlılığına ve bu konudaki heyecanımızın daimiliğine önemli katkılar sağladı. Belgesel bu haftalar yayına hazır hale gelmek üzere.

Bugün 17 ekim 2017. Şifa Heybesi neredeyse 3 yaşında 🙂 Geçtiğimiz hafta bir facebook sayfası ve Instagram sayfası açtık. Bulutumuzu büyütmek, emeklemeyi bırakmak istedik 🙂 Kuzeydoğu Anadolu ve Küçük Kafkaslar etnobotanik projemizde nerdeyse 2. yılı tamamladık. Ceren Tiflis’te bu alanda doktora çalışmasını sürdürüyor.

Henüz heybe olamadık; ama Ceren’in ve annesinin diktiği güzel keselerimiz var, bohçalarımız da olacak, heybelerimiz de 🙂

Arkadaşlarımız, hocalarımız, ailemiz, akrabalarımız, web sayfalarından, makalelerinden, kitaplarından ilham aldıklarımız ve de en önemlisi bize yaşam enerjisi veren Anadolu’nun bitkileri ve bitki bilgeleri sayesinde 3 yaşına bastık. Diğer ilham kaynaklarımız

Bizden desteklerini ve umutlarını esirgemeyen burada ismini andığımız ya da anmadığımız, tanıdık tanımadık herkese şükranlarımızı sunarız. İyiki varsınız. Şifa olsun!

17.10.2017

Tiflis-Gürcistan